Sayfa:[1][2]
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:43:07 |
Mustafa Kemal ATATÜRK 1881-1938
Dogum Tarihi:19.Mayys.1881 Olüm Tarihi:10.Kasym.1938 Dgoum Yeri:Selanik Ölüm Yeri:Ystanbul Gorevleri:Cumhurba?kany, Komutan ,Basbakan
Biyografisi Mustafa Kemal Atatürk 1881 yylynda Selânik'te Kocakasym Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katly pembe evde do?du. Babasy Ali Ryza Efendi, annesi Zübeyde Hanym'dyr. Baba tarafyndan dedesi Hafyz Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyyllarda Konya ve Aydyn'dan Makedonya'ya yerle?tirilmi? Kocacyk Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanym ise Selânik yakynlaryndaki Langaza kasabasyna yerle?mi? eski bir Türk ailesinin kyzydyr. Milis subayly?y, evkaf katipli?i ve kereste ticareti yapan Ali Ryza Efendi, 1871 yylynda Zübeyde Hanym'la evlendi. Atatürk'ün be? karde?inden dördü küçük ya?larda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yylyna de?in ya?ady.
Küçük Mustafa ö?renim ça?yna gelince Hafyz Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde ö?renime ba?lady, sonra babasynyn iste?iyle ?emsi Efendi Mektebi'ne geçti. Bu syrada babasyny kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftli?i'nde dayysynyn yanynda kaldyktan sonra Selânik'e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rü?tiyesi'ne kaydoldu. Kysa bir süre sonra 1893 yylynda Askeri Rü?tiye'ye girdi. Bu okulda Matematik ö?retmeni Mustafa Bey adyna "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yyllarynda Manastyr Askeri Ydâdi'sini bitirip, Ystanbul'da Harp Okulunda ö?renime ba?lady. 1902 yylynda te?men rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te yüzba?y rütbesiyle Akademi'yi tamamlady. 1905-1907 yyllary arasynda ?am'da 5. Ordu emrinde görev yapty. 1907'de Kola?asy (Kydemli Yüzba?y) oldu. Manastyr'a III. Ordu'ya atandy. 19 Nisan 1909'da Ystanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay ba?kany olarak görev aldy. 1910 yylynda Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevralary'na katyldy. 1911 yylynda Ystanbul'da Genel Kurmay Ba?kanly?y emrinde çaly?maya ba?lady.
1911 yylynda Ytalyanlaryn Trablusgarp'a hücumu ile ba?layan sava?ta, Mustafa Kemal bir grup arkada?yyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldy. 22 Aralyk 1911'de Ytalyanlara kar?y Tobruk Sava?yny kazandy. 6 Mart 1912'de Derne Komutanly?yna getirildi.
Ekim 1912'de Balkan Sava?y ba?layynca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayyr'daki birliklerle sava?a katyldy. Dimetoka ve Edirne'nin geri alyny?ynda büyük hizmetleri görüldü. 1913 yylynda Sofya Ate?emiliterli?ine atandy. Bu görevde iken 1914 yylynda yarbayly?a yükseldi. Ate?emiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu syrada I. Dünya Sava?y ba?lamy?, Osmanly Ymparatorlu?u sava?a girmek zorunda kalmy?ty. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirda?'da görevlendirildi.
1914 yylynda ba?layan I. Dünya Sava?y'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir kahramanlyk destany yazyp Ytilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez!" dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Bo?azyny geçmeye kalkan Yngiliz ve Fransyz donanmasy a?yr kayyplar verince Gelibolu Yarymadasy'na asker çykarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Aryburnu'na çykan dü?man kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta etti?i 19. Tümen Conkbayyry'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu ba?ary üzerine albayly?a yükseldi. Yngilizler 6-7 A?ustos 1915'te Aryburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutany Mustafa Kemal 9-10 A?ustos'ta Anafartalar Zaferini kazandy. Bu zaferi 17 A?ustos'ta Kireçtepe, 21 A?ustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Sava?larynda yakla?yk 253.000 ?ehit veren Türk ulusu onurunu Ytilaf Devletlerine kar?y korumasyny bilmi?tir. Mustafa Kemal'in askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini de?i?tirmi?tir.
Mustafa Kemal Çanakkale Sava?lary'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakyr'da görev aldy. 1 Nisan 1916'da tümgeneralli?e yükseldi. Rus kuvvetleriyle sava?arak Mu? ve Bitlis'in geri alynmasyny sa?lady. ?am ve Halep'teki kysa süreli görevlerinden sonra 1917'de Ystanbul'a geldi. Velihat Vahidettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandy. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 A?ustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutany olarak döndü. Bu cephede Yngiliz kuvvetlerine kar?y ba?aryly savunma sava?lary yapty. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasyndan bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yyldyrym Ordulary Grubu Komutanly?yna getirildi. Bu ordunun kaldyrylmasy üzerine 13 Kasym 1918'de Ystanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanly?ynda) göreve ba?lady.
Mondros Mütarekesi'nden sonra Ytilaf Devletleri'nin Osmanly ordularyny i?gale ba?lamalary üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfetti?i olarak 19 Mayys 1919'da Samsun'a çykty. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayymlady?y genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararynyn kurtaraca?yny " ilan edip Sivas Kongresi'ni toplantyya ça?yrdy.
23 Temmuz - 7 A?ustos 1919 tarihleri arasynda Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasynda da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanyn kurtulu?u için izlenecek yolun belirlenmesini sa?lady. 27 Aralyk 1919'da Ankara'da heyecanla kar?ylandy. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açylmasyyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasy yolunda önemli bir adym atylmy? oldu. Meclis ve Hükümet Ba?kanly?yna Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtulu? Sava?y'nyn ba?aryyla sonuçlanmasy için gerekli yasalary kabul edip uygulamaya ba?lady.
Türk Kurtulu? Sava?y 15 Mayys 1919'da Yunanlylaryn Yzmir'I i?gali syrasynda dü?mana ilk kur?unun atylmasyyla ba?lady. 10 A?ustos 1920 tarihinde Sevr Antla?masy'ny imzalayarak aralarynda Osmanly Ymparatorlu?u'nu payla?an I. Dünya Sava?y'nyn galip devletlerine kar?y önce Kuvâ-yi Milliye ady verilen milis kuvvetleriyle sava?yldy. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünle?mesini sa?layarak sava?y zaferle sonuçlandyrdy.
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtulu? Sava?ynyn önemli a?amalary ?unlardyr:
* Sarykamy? (20 Eylül 1920), * Kars (30 Ekim 1920) ve * Gümrü'nün kurtaryly?y.(7 Kasym 1920) * Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Mara? ?anly Urfa savunmalary (1919- 1921) * I. Ynönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921) * II. Ynönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921) * Sakarya Zaferi (23 A?ustos-13 Eylül 1921) * Büyük Taarruz, Ba?komutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 A?ustos 9 Eylül 1922)
Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal'e Mare?al rütbesi ve Gazi unvanyny verdi. Kurtulu? Sava?y, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antla?masy'yla sonuçlandy. Böylece Sevr Antla?masy'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklü?ünde vatan byrakylan Türkiye topraklary üzerinde ulusal birli?e dayaly yeni Türk devletinin kurulmasy için hiçbir engel kalmady. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açylmasyyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulu?u müjdelenmi?tir. Meclisin Türk Kurtulu? Sava?y'ny ba?aryyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kurulu?unu hyzlandyrdy. 1 Kasym 1922'de hilâfet ve saltanat birbirinden ayryldy, saltanat kaldyryldy. Böylece Osmanly Ymparatorlu?u'yla yönetim ba?lary koparyldy. 13 Ekim 1923'te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirli?iyle ilk cumhurba?kany seçildi. 30 Ekim 1923 günü Ysmet Ynönü tarafyndan Cumhuriyet'in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayytsyz ?artsyz milletindir" ve "Yurtta bary? cihanda bary?" temelleri üzerinde yükselmeye ba?lady.
Atatürk Türkiye'yi "Ça?da? uygarlyk düzeyine çykarmak" amacyyla bir dizi devrim yapty. Bu devrimleri be? ba?lyk altynda toplayabiliriz:
1. Siyasal Devrimler: Saltanatyn Kaldyrylmasy (1Kasym 1922) Cumhuriyetin Ylany (29 Ekim 1923) Halifeli?in Kaldyrylmasy (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler: Kadynlara erkeklerle e?it haklar verilmesi ?apka ve kyyafet devrimi (25 Kasym 1925) Tekke zâviye ve türbelerin kapatylmasy (30 Kasym 1925) Soyady kanunu ( 21 Haziran 1934) Lâkap ve unvanlaryn kaldyrylmasy (26 Kasym 1934) Uluslararasy saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü(1925-1931)
3. Hukuk Devrimi : Mecellenin kaldyrylmasy (1924-1937) Türk Medeni Kanunu ve di?er kanunlaryn çykarylarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
4. E?itim ve Kültür Alanyndaki Devrimler: Ö?retimin birle?tirilmesi (3 Mart 1924) Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasym 1928) Türk Dil ve Tarih Kurumlarynyn kurulmasy (1931-1932) Üniversite ö?reniminin düzenlenmesi (31 Mayys 1933) Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alanynda Devrimler: A?âryn kaldyrylmasy Çiftçinin özendirilmesi Örnek çiftliklerin kurulmasy Sanayiyi Te?vik Kanunu'nun çykarylarak sanayi kurulu?larynyn kurulmasy I. ve II. Kalkynma Planlary'nyn (1933-1937) uygulamaya konulmasy, yurdun yeni yollarla donatylmasy
Soyady Kanunu gere?ince, 24 Kasym 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk" soyady verildi.
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 A?ustos 1923 tarihlerinde TBMM Ba?kanly?yna seçildi. Bu ba?kanlyk görevi, Devlet-Hükümet Ba?kanly?y düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yylynda Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurba?kany seçildi. Anayasa gere?ince dört yylda bir cumhurba?kanly?y seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yyllarynda TBMM Atatürk'ü yeniden cumhurba?kanly?yna seçti.
Atatürk syk syk yurt gezilerine çykarak devlet çaly?malaryny yerinde denetledi. Ylgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurba?kany syfatyyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancy ülke devlet ba?kanlaryny, ba?bakanlaryny, bakanlaryny komutanlaryny a?yrlady.
15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtulu? Sava?y'ny ve Cumhuriyet'in kurulu?unu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yyl Nutku'nu okudu.
Atatürk özel ya?amynda sadelik içinde ya?ady. 29 Ocak 1923'de Latife Hanymla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çyktylar. Bu evlilik 5 A?ustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocuklary çok seven Atatürk Afet (Ynan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adly kyzlary ve Mustafa adly çobany manevi evlat edindi. Abdurrahim ve Yhsan adly çocuklary himayesine aldy. Ya?ayanlaryna iyi bir gelecek hazyrlady.
1937 yylynda çiftliklerini hazineye, bir kysym ta?ynmazlaryny da Ankara ve Bursa Belediyelerine ba?y?lady. Mirasyndan kyzkarde?ine, manevi evlatlaryna, Türk Dil ve Tarih Kurumlaryna pay ayyrdy. Kitap okumayy, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlaryna, güre?e, Rumeli türkülerine a?yry ilgisi vardy. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alyrdy. Sakarya adly atyyla, köpe?i Fox'a çok de?er verirdi. Zengin bir kitaplyk olu?turmu?tu. Ak?am yemeklerine devlet ve bilim adamlaryny, sanatçylary davet eder, ülkenin sorunlaryny tarty?yrdy. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Do?ayy çok severdi. Syk syk Atatürk Orman Çiftli?i'ne gider, çaly?malara bizzat katylyrdy. Fransyzca ve Almanca biliyordu. 10 Kasym 1938 saat 9.05'te yakalandy?y siroz hastaly?yndan kurtulamayarak Ystanbul'da Dolmabahçe Sarayy'nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasym 1938 günü törenle geçici istirahatgâhy olan Ankara Etnografya Müzesi'nde topra?a verildi. Anytkabir yapyldyktan sonra nâ?y görkemli bir törenle 10 Kasym 1953 günü ebedi istirahatgâhyna gömüldü. **SnakQ** 02-02-2006, 05:01 AM |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:43:28 |
?iirleri
Hakikat Nerede? Gafil, hangi üç asyr, hangi on asyr Tuna ezelden Türk diyarydyr. Bilinen tarihler söylememi? bunu Kalkyyor örtüler, örtülen do?acak, Dinleyin sesini do?an tarihin, Aydynlykta karalty, karatyda ?afak Yalan tarihi gömüp, do?ru tarihe gidin.
Asya'nyn ortasynda O?uz o?ullary, Avrupa'nyn Alplerinde O?uz torunlary Do?udan çykan biz Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz Türk sadece bir milletin ady de?il, Türk bütün adamlaryn birli?idir. Ey birbirine di? bileyen yy?ynlar, Ey yy?yn yy?yn insan gafletleri Yyrtylsyn gözlerdeki gafletten perde, Hakikat nerede?
Gençli?e Hitabe
Ey Türk gençli?i! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en kyymetli hazinendir. Ystikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahlaryn olacaktyr. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine dü?ersen, vazifeye atylmak için, içinde bulunaca?yn vaziyetin imkan ve ?eraitini dü?ünmeyeceksin! Bu imkan ve ?erait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Ystiklal ve cumhuriyetine kastedecek dü?manlar, bütün dünyada emsali görülmemi? bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanyn bütün kaleleri zaptedilmi?, bütün tersanelerine girilmi?, bütün ordulary da?ytylmy? ve memleketin her kö?esi bilfiil i?gal edilmi? olabilir. Bütün bu ?eraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hyyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri ?ahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap dü?mü? olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlady! Y?te; bu ahval ve ?erait içinde dahi, vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktyr! Muhtaç oldu?un kudret, damarlaryndaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Sözleri
* Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmu? bir milletiz. * Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlyk kar?ysynda u?ak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyyk sayylamaz.
* Özgürlük ve ba?ymsyzlyk benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadymyn en de?erli mirasy olan ba?ymsyzlyk a?ky ile dolu bir adamym. Çocuklu?umdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatymyn her safhasyny yakyndan bilenler bu a?kym malumdur. Bence bir millete ?erefin, haysiyetin, namusun ve insanly?yn vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve ba?ymsyzly?yna sahip olmasyyla kaimdir. Ben ?ahsen bu saydy?ym vasyflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasyflaryn kendimde mevcut oldu?unu iddia edebilmek için milletimin de ayny vasyflary ta?ymasyny esas ?art bilirim. Ben ya?abilmek için mutlaka ba?ymsyz bir milletin evlady kalmalyyym. Bu sebeple milli ba?ymsyzlyk bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanly?y te?kil eden milletlerden her biriyle medeniyet icaby olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansyz dü?manyyym.
* Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun kar?ysynda zincirler erir, taç ve tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirli?i üzerine kurulmu? müesseseler her tarafta yykylmaya mahkumdurlar.
* Cumhuriyet fikir serbestli?i taraftarydyr. Samimi ve me?ru olmak ?artyyla her fikre saygy duyaryz.
* Egemenlik kayytsyz ve ?artsyz milletindir.
* Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, i?birli?i eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onlaryn milliyetlerinin bütün icaplaryny tanyryz. Bizim milliyetçili?imiz herhalde hodbince ve ma?rurca bir milliyetçilik de?ildir.
* Bilelim ki milli benli?ini bilmeyen milletler ba?ka milletlere yem olurlar.
* Milli mücadelelere ?ahsî hyrs de?il, milli ideal, milli onur sebep olmu?tur.
* Türk çocu?u ecdadyny tanydykça daha büyük i?ler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktyr.
* Milli his ile dil arasyndaki ba? çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olmasy, milli hissin geli?mesinde ba?lyca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil ?uurla i?lensin. Ülkesini, yüksek ba?ymsyzly?yny korumasyny bilen Türk milleti, dilini de yabancy diller boyunduru?undan kurtarmalydyr.
* Bir dinin tabiî olmasy için akla, fenne, ilme ve manty?a uygun olmasy lazymdyr.
* Her fert istedi?ini dü?ünmek, istedi?ine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre sahip olmak, seçti?i bir dinin icaplaryny yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanyna hakim olunamaz.
* Türk Milletinin istidady ve kesin karary medeniyet yolunda, durmadan, yylmadan ilerlemektir.
* Medeni olmayan insanlar, medeni olanlaryn ayaklary altynda kalmaya mahkumdurlar.
* Büyük dinimiz çaly?mayanyn insanlykla hiç ilgisi olmady?yny bildiriyor. Bazy kimseler ça?da? olmayy kâfir olmak sayyyorlar. Asyl küfür onlaryn bu zannydyr. Bu yanly? tefsiri yapanlaryn maksady Yslâmlaryn kâfirlere esir olmasyny istemek de?il de nedir? Her saryklyyy hoca sanmayyn, hoca olmak sarykla de?il, dima?ladyr.
* Arkada?lar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti ?eyhler, dervi?ler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En do?ru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatydyr.
* Medeniyetin emir ve talep etti?ini yapmak insan olmak için yeterlidir.
* Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün icaplaryny tatbik edece?iz.
* Bizim devlet idaresinde takip etti?imiz prensipleri, gökten indi?i sanylan kitaplaryn dogmalaryyla asla bir tutmamalydyr. Biz, ilhamlarymyzy, gökten ve gaipten de?il, do?rudan do?ruya hayattan almy? bulunuyoruz.
* Milletimiz her güçlük ve zorluk kar?ysynda, durmadan ilerlemekte ve yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hyzyny, her vasytayla arttyrmaya çaly?mak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.
* Ynsan toplulu?u kadyn ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir. Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasyny ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünlü?ü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarysy topra?a zincirlerle ba?ly kaldykça öteki kysmy göklere yükselebilsin?
* Ey kahraman Türk kadyny, sen yerde sürünmeye de?il, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layyksyn.
* Analaryn bugünkü evlatlaryna verece?i terbiye eski devirlerdeki gibi basit de?ildir. Bugünün analary için gerekli vasyflary ta?yyan evlat yeti?tirmek, evlatlaryny bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek vasyflar ta?ymalaryna ba?lydyr. Onun için kadynlarymyz, hattâ erkeklerimizden çok aydyn, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar; e?er hakikaten milletin anasy olmak istiyorlarsa.
* Ben icap etti?i zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canymy verece?im.
* Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta oldu?unuz terbiye ve irfan ile insanlyk ve medeniyetin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kyymetli timsali olacaksynyz. Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve ya?atacak sizsiniz.
* Yüksek Türk! Senin için yüksekli?in hududu yoktur. Y?te parola budur.
* Benim naçiz vücudum nasyl olsa bir gün toprak olacaktyr. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen ya?ayacaktyr.
* Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatlary! Yorulsanyz dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençli?i gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
* Biz cahil dedi?imiz zaman, mektepte okumamy? olanlary kastetmiyoruz. Kastetti?imiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumu? olanlardan en büyük cahiller çykty?y gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çykabilir.
* Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatlary seven, fikir terbiyesinde oldu?u kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmy? ve yükselmi? olan erdemli, kudretli bir nesil yeti?tirmek ana siyasetimizin açyk dile?idir.
* Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr ö?retmenleri ve e?iticileri, sizler yeti?tireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktyr. Eserin kyymeti, sizin maharetiniz ve fedakârly?ynyz derecesiyle mütenasip bulunacaktyr.
* Milleti kurtaranlar yalnyz ve ancak ö?retmenlerdir. Ö?retmenden, e?iticiden yoksun bir millet, henüz millet namyny almak istidadyny ke?fetmemi?tir.
* Dünyanyn her tarafyndan ö?retmenler insan toplulu?unun en fedakâr ve muhterem unsurlarydyr.
* Okul sayesinde, okulun verece?i ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti, Türk sanaty, Türk iktisadiyaty, Türk ?iir ve edebiyaty bütün güzellikleriyle geli?ir.
* Türkiye'nin asyl sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layyk olan köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu aslî gayeye eri?mek maksadyny güder.
* Ekonomik kalkynma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima daha refahly Türkiye idealinin belkemi?idir. |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:43:49 |
Mimar Sinan (1489 - 1588)
Türk, mimar. Dünyanyn en büyük yapy sanatçylaryndan biridir. Kayseri'nin A?yrnas köyünde do?du, 17 Temmuz 1588'de Ystanbul'da öldü. Do?um tarihi kesin de?ildir. Ailesine ve ya?amyna ili?kin kimi zaman yetersiz ve çeli?kili bilgiler, ça?da?y Sâi Mustafa Çelebi'nin onun a?zyndan yazdyklaryna, mimarba?y oldu?u dönemden kalan yazy?malara, kendi vakfiyesine ve yazary bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadyr. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padi?ah olduktan sonra ba?latylan ve Rumeli'de oldu?u gibi Anadolu'dan da asker dev?irmeyi öngören yeni bir uygulama uyarynca 1512'de dev?irilerek Ystanbul'a getirildi. Orduya asker yeti?tiren Acemi O?lanlar Oca?y'na verildi, 1514'te Çaldyran Sava?y'nda 1516-1520 arasynda da Mysyr seferlerinde bulundu. Ystanbul'a dönünce Yeniçeri Oca?y'na alyndy.
I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katyldy, subayly?a yükseldi. 1526'da katyldy?y Mohaç seferinden sonra zemberekçiba?y (ba? teknisyen) oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasynda Alman, 1532-1535 arasynda da Irak, Ba?dat ve Tebriz seferlerine katyldy. Bu son sefer syrasynda Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapymyny ba?aryyla tamamlamasy üzerine kendisine haseki unvany verildi. 1536'da Pulya (Puglia) seferlerine katyldy. 1538'de yer aldy?y Karabu?dan (Moldovya) seferi syrasynda Prut Irma?y üstünde yapty?y bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yyl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-y hassa (saray ba? mimary) oldu. Günümüzdeki bayyndyrlyk bakanly?yna e? dü?en bu görevi ölümüne de?in sürdürdü.
Mimar Sinan, Osmanly Ymparatorlu?u'nun en güçlü oldu?u ça?da ya?amy?tyr. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padi?ah döneminde mimarba?ylyk etmi?, imparatorlu?un gücünü simgeleyen mimarlyk ba?yapytlarynyn tasarlanyp uygulanmasynda birinci derecede rol oynamy?tyr. Etkisi ölümünden sonra da sürmü?, her dönemde saygynly?yny korumu?tur. Atatürk ona ili?kin bilimsel ara?tyrmalaryn ba?latylmasyny, onun bir heykelinin yapylmasyny istemi?tir. 1982'de Ystanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çekirdek olmak üzere olu?turulan yeni üniversiteye onun ady verilmi?tir. Sinan'yn yeti?mesine ili?kin doyurucu bilgi yoksa da, dülgerli?i Acemi O?lanlar Oca?y'nda ö?rendi?i sanylmaktadyr. Acemi O?lanlar, ba?ka i?lerin yany syra yapy i?lerinde de görevlendirilirlerdi.
Sinan daha sonra ordunun yapy gereksinimini kar?ylayan birimlerinde görev almy?, buradaki çaly?malaryyla öne çykmy?tyr. Gerek ordunun bu birimleri tarafyndan usta-çyrak ili?kisi içinde gerçekle?tirilen yapym ve onarym çaly?malary, gerek orduyla birlikte gitti?i yerlerde görme olana?y buldu?u yapylar, Mimar Sinan'yn e?itiminin parçasy olmu?tur. Çe?itli kaynaklara göre Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret 3 darü??ifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 kö?k ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam olmak üzere sayylamayanlarla birlikte üç yüz elliyi a?kyn yapy gerçekle?tirmi?tir.
Elli yyla yakyn bir süre!Osmanly Ymparatorlu?u'nun mimarba?yly?yny yapmy? olmasyna kar?yn, bunlaryn hepsini onun tasarlayyp uygulamy? oldu?unu söylemek güçtür. Ço?unlu?u Ystanbul'da olmak üzere imparatorlu?un her yanyna da?ylmy? bulunan bu yapylaryn bir bölümünü ö?rencileri ya da ona ba?ly mimarlar örgütü yapmy? olmalydyr. Bunlaryn arasynda onarymlar da vardyr. Bu tür sayylar Sinan'a gösterilen saygyyy ortaya koyar. Onun asyl önemi, yapylarynda gerçekle?tirdi?i deneyler ve getirdi?i yeniliklerle Osmanly-Türk mimarly?yny "klasik" olarak adlandyrylan doru?una ula?tyrmasyndadyr.
Sinan mimarba?yly?yndan önce de askeri amaçly olmayan yapylar tasarlamy? ve uygulamy? olmalydyr. Ama ilk önemli yapyty Ystanbul'da ki ?ehzade (Mehmed) Camii'dir. Kendisinin çyraklyk dönemi yapyty olarak nitelendirdi?i bu cami, dört aya?yn ta?ydy?y ve dört yarym kubbenin destekledi?i bir kubbe ile örtülüdür. Dy? görünü?lerin kitlesel etkisi azaltylmy?, içerde ise daha aydynlyk bir mekân olu?turma yoluna gidilmi?tir. Onu izleyen Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nde ise yarym kubbelerin sayysy üçe indirilerek daha rahat bir iç mekân ara?tyrylmy?tyr. Osmanly-Türk mimarly?ynyn en önemli yapylaryndan biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi'dir. Sinan kalfalyk dönemi yapyty olarak adlandyrdy?y bu yapyda Ystanbul'daki Bayezid Camii'nde kullanylan ta?yyycy sistemi yinelenmi?, dört ayak üstüne oturan kubbeyi giri?-mihrap yönündeki yarym kubbelerle desteklenmi?tir.
Bu, Ayasofya ile ortaya atylan strüktür sorunun, onun tarafyndan bir kez daha ele alyny?ydyr. Süleymaniye, darülkurrasy, darü??ifasy, hamamy, imareti, alty medresesi, dükkânlary ve Kanunî Süleyman ile Hürrem Sultan'yn türbeleriyle büyük bir alana yayylmy? kentsel bir düzenlemedir ve Türkler'in dinsel yapylara toplumsal hizmet yapysy içeri?i katmalarynyn en önemli örne?idir. Kubbe ve yarym kubbeler, yüklerini, uyumlu geçi?lerle bir sonrakine iletirler. Yapy bu düzenden gelen bir dinginlikle, Ystanbul'un Haliç'e bakan tepelerinden birinde yer alyr. Dönemin önde gelen tüm sanatçylarynyn katkyda bulundu?u Süleymaniye, her ayryntysyyla bir bütün olarak ele alynmy?tyr. Yedi yyl gibi kysa bir sürede bitirilmi? olmasy Sinan'yn mimarlykta oldu?u kadar örgütleme alanyndaki dehasyny da ortaya koyar. Yapynyn yapyldy?y döneme y?yk tutan muhasebe defterleri de günümüze kalmy?tyr. Sinan yapy ile çaty örtüsü için en yetkin ta?yyycy sistemi, en yetkin biçimi bulmak yolunda deneyler yapmy?, hatta zaman zaman geçmi?te kullanyp sonra terkedilen yöntemleri yineleyerek bunlaryn nasyl ileri götürülebilece?ini ara?tyrmy?tyr. Kimi zaman bu tür deneyleri birbirine ko?ut olarak sürdü?ü de görülür.
Ystanbul'daki Sinan Pa?a Camii gibi kimi yapylary, kubbeyi altygen bir plana oturtmayy denemesiyle Edirne'deki Üç ?erefeli Cami'yi anymsatyr. Edirnekapy'daki Mihrimah Sultan Camii'nde oldu?u gibi ana mekâny tek bir kubbeyle örten camileri, erken Osmanly dönemi camilerini dü?ündürür. Denemelerinin en ilginçlerinden biri gene Ystanbul'daki Piyale Pa?a Camii'dir. Burada kökenleri erken Osmanly döneminden de önceye giden ve yapyyy çok sayyda küçük kubbe ile örten çok ayakly cami ?emasyny ele almy?tyr. Bütün bu deneyler onu ba?yapytlaryndan birine, Edirne'deki Selimiye Camii'ne götürdükleri için önemlidir.
Sinan ustalyk dönemi yapyty olarak nitelendirdi?i bu camide daha önce Ystanbul'daki Rüstem Pa?a Camii'nde çözmeye çaly?ty?y bir sorunu, yani kubbeyi sekizgen bir plan üstüne oturtma dü?üncesini uygulamy?tyr. Böylece, ta?yyycy ayaklar incelmekte, yükleri ileten ö?elerin küçülmesiyle de kubbe, yapydaki en önemli mekân belirleyici ö?e durumuna gelmektedir. Sinan burada 31 m'yi geçen çapyyla en büyük kubbesini gerçekle?tirmi?tir. Külliye'nin öteki yapylary camiye göre arka planda tutulmu?tur. Selimiye, strüktüründen mekân olu?umuna, oranlaryndan süslemelerine kadar Klasik dönem Osmanly-Türk mimarlyk bire?iminin dilini ortaya koyan, kurallaryny belirleyen çok önemli bir ba?yapyttyr.
Sinan, öteki yapytlarynda da ara?tyrycyly?yny sürdürmü?tür. Türbeleri buna örnektir. ?ehzade Mehmet Türbesi'nde dilimli kubbe kullanmy?, aly?ylmadyk ölçüde süslü bir yüz düzenlemesine gitmi?tir. Kanuni Süleyman Türbesi'nde de iç mekân ile dy? görünü? arasynda bir denge kurmak amacyyla örtü olarak, Osmanly-Türk mimarlyk gelene?inde çok syk kullanylmayan çift yüzlü kubbeyi seçmi?, iç kubbeyi yapynyn içindeki ayaklara, dy? kubbeyi de dy? duvarlara ta?ytmy?tyr. II. Selim Türbesi'nde ise geleneksel alty ya da sekizgen plan yerine, yapy ö?eleri arasynda kar?ytlyk yaratan, kö?elerin kesik kare planyny seçmi?tir. Sinan'yn, denemeci tutumunu öteki i?levlerde de sürdürdü?ü gözlenir. Her zaman i?leve, ta?yyycy sisteme, yapynyn bulundu?u yere göre en uygun olacak biçimi ara?tyrmy?tyr.
Yola çyky? noktasy geleneksel biçim ve plan ?emalary olmasyna kar?yn, bunlara katy bir biçimde ba?ly kalmamy?, ko?ullaryn gerektirdi?i yerlerde yeni biçimlere yönelmi?, böylece eski ile yeni arasynda bir ba? olu?turabilmi?tir. Sinan'yn yapylary mimarlyk bakymyndan oldu?u kadar mühendislik bakymyndan da önem ta?yr. Bu nedenle "ser mimârân-y cihan ve mühendisân-y devran dünyadaki mimarlaryn ve zaman içindeki mühendislerin ba?y" diye anylmy?tyr. Yapylarynyn ço?unun 400 yyl sonra bile ayakta duruyor, hatta kullanylyyor olmasy, onlaryn ta?yyycy sistemlerine oldu?u kadar temellerine de özen gösterilmi? olmasyndandyr.
Sinan'yn mühendis yany su yollaryyla köprülerinde ortaya çykar. Bunlarda zamanynyn sahip oldu?u tüm mühendislik bilgilerini uygulamy?, hatta kimi zaman onlary a?an, ileri götüren tasarymlar gerçekle?tirmi?tir. Ystanbul'un su sorununu çözmekle görevlendirilmi?, bentleriyle, tünelleriyle, su yollary ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve da?ytma yapylaryyla uzunlu?u 50 km'yi a?an ve Kyrkçe?me adyyla bilinen su yapylaryny gerçekle?tirmi?tir. Süleymaniye Külliye'sine 53 milyon akçe harcanyrken Kykçe?me yapylaryna 43 milyon akçe harcanmy? olmasy da zamanynda bunlara verilen önemin bir ba?ka göstergesi olmaktadyr.
Sinan, köprülerini de en az öteki yapytlary kadar önemsemi?, toplam uzunlu?u 635,5 m'yi bulan Büyükçekmece Köprüsü ile sa?lam oldu?u kadar güzel de olan bir yapyt diye övünmü?tür. En geni? açykly?y örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi ara?tyrmak, böyle bir minaredeki ?erefelere birbirleriyle kesi?meyen üç merdivenle çykmayy denemek, bu mühendislik dehasynyn yaratycyly?yny ortaya koyan örneklerdir. Mimarlyk, kimi zaman, içinden çykty?y toplumun genel yapysyyla uyum içinde olan bir bütünlü?e eri?ir. Bu, kendi gününün gereksinmelerini kendi olanaklaryyla kar?ylayan, ama geçmi?in deneyim ve anylaryny da içeren bir bire?imdir.
Yapy gereçleri, yapym yöntemleri, elde edilen biçimlerle ve onlar da yerel-iklimsel ko?ullarla uyum içindedirler. Bunlary birbirlerinden ve içinde bulunduklary toplumsal ko?ullardan soyutlamak olanaksyzdyr. Ortaya çykan biçimler toplumun büyük bir ço?unlu?unca benimsenen simgelere dönü?ür. Toplumu neredeyse yapylaryyla özde?le?tirmek olasydyr. Bu yalnyz belli bir yere ve ça?a özgü, ba?ka bir benzeri olmayan bir mimarlyk demektir. Y?te Mimar Sinan böyle bir süreç içinde yer almaktadyr. Tek tek yapytlaryndan çok, mimarly?y uyumlu ve kendi içinde tutarly bir bire?ime götürme yolundaki çaly?malaryyla önem ta?yr.
Osmanly-Türk mimarly?y onunla birlikte bire?im sürecini tamamlamy?, arayy? a?amasyndan klasik dönemine geçmi?tir. Bu geçi?, biçim olarak kubbeyi, düzenleme ilkesi olarak da merkezi planly yapyyy anytsal bir mimarly?yn en önemli ö?esi olan kubbeyi ve ona ba?ly ta?yyycylar sistemini en yalyn ve açyk biçimde kullanyp onu anytsal mimarlyk düzenlemelerinin çekirde?i durumuna getirmek Osmanly-Türk mimarly?ynyn dünya mimarly?yna bir katkysydyr. Böylece hem Do?u, hem Baty ile ili?ki içinde olan, Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çykan bir Osmanly-Türk Yslam mimarlyk bile?imi ortaya çykmy?tyr.
Bu, yapyya katkyda bulunan öteki sanatlary da etkilemi?, imparatorlu?un her yerinde ki yapy eylemleri için yol gösterici olmu?tur. |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:44:09 |
Said Nursi (1873 - 1960) --------------------------------------------------------------------------- -----
1873de Bitlisin Hizan kazasynyn Nurs köyünde do?an Said Nursi, kendi hayatyny ikiye ayyryr. Nur risalelerini yazmaya ba?lady?y 1926ya kadar kendini Eski Said olarak görür. Daha sonra Yeni Said dönemi ba?lar. 9 ya?ynda din e?itimine ba?layan, 21 ya?yndayken Bediüzzaman (ça?yn güzelli?i) ismiyle anylan Said Nursi, gençlik yyllarynda belinden hiç eksik etmedi?i hançeri ve tipik Kürt giysileriyle din adamyndan çok sava?çyyy andyryyordu. Nitekim bu yyllarda tam bir dava adamyydy.
Önce II.Abdülhamite ba?vurarak Vanda bir üniversite kurmasyny istedi. Ancak kendisini akyl hastanesinde buldu. O da Selanike gidip Yttihat ve Terakki Cemiyeti ile ili?ki kurdu.
Yttihatçylardan uzakla?yp Yttihady Muhammedi partisinin kuruculary arasynda yer alan Said Nursi, 31 Mart Olayyna kary?maktan idamla yargylanyp beraat etti. Kurtulu? Sava?yny destekledi. 1925teki ?eyh Said isyany nedeniyle hakkynda soru?turma açylan, ardyndan Ispartanyn Barla nahiyesine sürülen Said Nursi için artyk yeni bir dönem ba?lady.
Pe?pe?e gelen sürgünlere, mahkemelere ra?men Said Nursi, politikaya fazla bula?mamaya çaly?yp, kendini halkyn, kaybolmaya yüz tuttu?unu dü?ündü?ü imanyny yeniden kuvvetlendirmeye adady. Bunun sonucunda Risalei Nur külliyaty ortaya çykty.
Said Nursi 23 Mart 1960da Urfada öldü ve Halilürrahman Camiine defnedildi. Fakat 27 Mayys 1960 darbesinde sonra askerler onun naa?yny alyp askeri bir uçakla Ispartaya götürdü. O gün bugündür nerede gömülü oldu?unu çok az ki?i bilmektedir. |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:44:28 |
Alparslan --------------------------------------------------------------------------- -----
Selçuklu Devleti hükümdary, Türk milletinin en büyük kahramanlaryndan. Selçuklu Devletinin kurulmasynda önemli rolü olan Horasan valisi Ça?ry Beyin o?ludur. 20 Ocak 1029da do?du. Yyi bir tahsil gördü, sayysyz zafer kazanarak mertli?i ve iyi kumandanly?y ile ün saldy. Babasynyn ölümünden sonra Horasan valisi oldu. Amcasy Tu?rul Bey, 4 Eylül 1063te öldü?ü zaman vasiyeti üzerine Selçuklu tahtyna Alparslanyn a?abeyi Süleyman getirildi, fakat Türk beyleri buna itirazda bulundular ve Alparslany hükümdar tanydylar.
Alparslan 27 Nisan 1064te büyük bir törenle tahta çykty. Amcasynyn vezirli?ini yapan ve Süleymanyn tahta çykmasyny isteyen Amidülmülk Kündiriyi azledip, büyük bir devlet adamy olarak tarihe ady geçen Nizamülmülkü vezir tayin etti. Ba?yna buyruk beylerle mücadeleye giri?en Alparslan, hepsini bir bayrak altyna toplamayy ba?ardy. Böylece Selçuklu Devleti kuvvetlendi.
1064 yylynyn sonuna do?ru Alparslan, Bizans Ymparatorlu?unun üzerine yürüdü. Gürcistany zaptetti. Ysyan eden karde?i Kavurdu itaate zorlady. 1065te Amuderya yrma?yny geçti, o bölgedeki hükümdarla anla?ty. Alparslanyn beyleri, Anadoluda akynlar yapyp sayysyz zafer kazandylar. Selçuklu Sultanynyn gittikçe kuvvetlenmesi Bizans Ymparatorlu?unu tela?landyrdy. Ymparator Romanos Diyojenes ordusunu toplayyp sefere çykty. Paluya geldi?inde Malatyada byrakty?y ordusunun Türkler tarafyndan peri?an edildi?i haberini aldy. Geri dönmeye mecbur kaldy. 1070 yylynda Alparslan , Horasan ve Irak ordularynyn ba?ynda Azerbaycana girdi, synyrdaki kaleleri fethetti. Van gölünün kuzeyinden geçerek Malazgirt önüne vardy, kale teslim oldu. Diyarbekir'den Elcezireye girdi, Urfayy ku?atty. Mysyrda birbirleriyle mücadele eden Fatymi komutanlary, Alparslany Mysyry almaya te?vik ediyorlardy. 1071 yylynda Selçuklu ordusu Halepte toplandy.
Alparslan yn Mysyr Seferine çykty?yny ö?renen Bizans Ymparatoru Diyojenes son bir hamle yapmayy dü?ündü. Azerbaycana kadar giderek Türk kalelerini zapta ve Türkleri Anadoludan atmaya karar verdi. Rumelide ya?ayan Peçenek ve O?uz Türklerini de ordusuna katty. 13 Mart 1071de 200.000 ki?ilik Bizans ordusu Ystanbuldan yola çykty. Ymparator, halkyna büyük zaferle dönmeyi vad etmi?ti. Diyojenes ve ordusu yol boyunca katliam yaparak Erzurum yoluyla Malazgirte ula?ty. Halebi teslim aldy?y syrada Bizans ordusunun gelmekte oldu?unu ö?renen Alparslan , Mysyr Seferinden vazgeçip kuzeye do?ru yola çykty. Bizans ordusunun harekatyny günü gününe haber alarak, vaziyetini ona göre ayarlady. Musul, Rakka, Urfa yoluyla Diyarbekir ve Bitlise ula?ty. Ordusundan on bin ki?ilik bir kuvvet ayyryp Ahlata gönderdi. Bizans kuvvetleri ile ilk çarpy?ma Ahlatta oldu. Bizanslylar bozuldu. Buna iyice kyzan imparator, Malazgirt Kalesine hücum edip, içerde ya?ayan kadyn-çocuk, ihtiyar ne varsa hepsini öldürdü. Malazgirte do?ru devamly yol alan Alparslan 24 A?ustos günü Malazgirtin do?usundaki Rahva Ovasyna ula?ty. Ahlata gönderilen kuvvetlerin gelmesi ile kysa bir zamanda kar?ysyna çykmasyna ?a?yran Bizans Ymparatoru da, ordusunu Rahva Ovasynyn öbür tarafynda düzene koydu. Anla?ma tekliflerinin reddetilmesi üzerine sava? hazyrlyklary ba?lady. 26 A?ustos Cuma günü askerlerini toplayan Alparslan atyndan inerek secdeye vardy ve; Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapyyor; azametin kar?ysynda yüzümü yere sürüyor ve senin u?runda sava?yyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardym et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret! diye dua etti. Sonra atyna binerek askerlerine döndü ve; Ey askerlerim! E?er ?ehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çykacaktyr. Benden sonra Melik?ahy tahta çykarynyz ve ona ba?ly kalynyz. Zaferi kazanyrsak istikbal bizimdir.Bu sözler orduyu co?turdu. Büyük ?evkle ileri atyldylar. Alparslan son derece kurnazca bir harp takti?i planlamy?ty. Hilal ?eklinde yaydy?y ordusuyla ak?ama kadar Malazgirt meydanynda dövü?tü. ?a?kyna dönen Bizans ordusu, hilalin içine dü?tü. 200.000 ki?ilik koca ordu peri?an oldu. Ymparator esir edildi.
Sultan Alparslan sava?tan sonra huzuruna getirilen imparatoru, hiç ümid etmedi?i ?ekilde affetti. Bizans imparatorunun harp tazminaty ödemesi, her yyl haraç ve ihtiyac halinde Selçuklu ordusuna asker göndermesi kar?yly?ynda bary? andla?masy yapyldy. Fakat Diyojenes, Ystanbula geri dönerken, Bizas tahtynyn el de?i?tirmesi, andla?mayy geçersiz kyldy. Alparslan da, Selçuklu ?ehzadelerini Anadoluyu fetihle görevlendirdi. Türkler, kysa zamanda Anadoluya hakim oldular.
Sultan Alparslan , Malazgirt zaferinden sonra 1072 senesinde çok sayyda atly ile Maveraünnehre do?ru sefere çykty. Türkleri bir bayrak altynda toplamak istiyordu. Ordunun ba?ynda Buharaya yakla?ty. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini muhasara etti. Kale komutany, batyni sapyk fyrkasyna mensup Yusuf el-Harezmi, kalenin fazla dayanamayaca?yny anlady ve teslim olaca?yny bildirdi. Hain Yusuf, Alparslan yn huzuruna çykaryldy?y syrada Sultana hücum edip, hançer ile yaralady. Yusufu derhal öldürdüler. Fakat Sultan Alparslan da aldy?y yaralardan kurtulamady. Dördüncü günü, 25 Ekim 1072 tarihinde; Her ne zaman dü?man üzerine azmetsem, Allahü tealaya sy?ynyr, Ondan yardym isterdim. Dün bir tepe üzerine çykty?ymda, askerimin çoklu?undan, ordumun büyüklü?ünden bana, aya?ymyn altyndaki da? sallanyyor gibi geldi. Ben, dünyanyn hükümdaryyym. Bana kim galip gelebilir? diye bir dü?ünce kalbime geldi. Y?te bunun neticesi olarak, cenab-y Hak, aciz bir kulu ile beni cezalandyrdy. Kalbimden geçen bu dü?ünceden ve daha önce i?lemi? oldu?um hata ve kusurlarymdan dolayy Allahü tealadan af diliyor, tövbe ediyorum. La ilahe illallah Muhammedün resulullah!... diyerek ?ehid oldu. Tahran yakynlaryndaki Rey ?ehrine defnedildi. Yerine o?lu Melik?ah geçti. Sultan Alparslan saltanaty müddetince Yslam dinine hizmet etti. Yslamiyeti içten yykmaya çaly?an gizli dü?manlara ve batyni, ?ii hareketlerine kar?y çok hassasty. Hatta bir defasynda; Kaç defa söyledim. Biz, bu ülkeleri Allahü tealanyn izniyle silah kuvveti ile aldyk. Temiz müslümanlaryz, bidat nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki, Allahü teala, halis Türkleri aziz kyldy. demi?ti.
Alparslan, büyük tarihi zaferlerinin yanysyra, medreseler kurmak, ilim adamlaryna ve talebeye vakyf geliri ile maa?lar tahsis etmek, imar ve sulama tesisleri vücuda getirmek suretiyle de hizmetler yapty. Ymam-y azamyn türbesini, Harezm Camiini ve ?adyah kalesi gibi pek çok eser in?a ettirdi. Zamanynda; Ymam-y Gazali, Ymam-ül-Haremeyn Cüveyni, Ebu Yshak e?-?irazi, Abdülkerim Ku?eyri, Ymam-y Serahsi gibi büyük alimler yeti?mi?ti |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:44:47 |
Ezineli Yahya Çavu? --------------------------------------------------------------------------- -----
YAHYA ÇAVU?UN TAKIMI
Çanakkale Sava?larynda 1.Takym Komutany Ezineli Yahya Çavu?tu. Kyyydaki siperlere gelip yerle?ti?i 2 gün boyunca, siperleri ve tel örgüleri yeniden onarmy?, görevinin ba?arylmasy için talim ve provalar dahi yapmy?ty. Birli?inin sa? gerisinde Aytepe, geride Ertu?rul Tabyasy harabesi, solda ise Harap Kale bulunuyordu. Taburdan gelen emir ?öyle idi: Dü?manyn atylmasy hareketinde acele edilmeyip, kayyk ve ?alupalar sahile iki üçyüz metre yana?tyktan sonra ?iddetle ate? açylacaktyr.
Yahya Çavu? ve arkada?lary bu emre uyarak yakla?makta olan dü?many yerlerinden kymyldamadan bekliyorlardy. Dü?man buna aldanarak saat 06.00 da 5 er dizi halinde ve 20 filika ile kyyyya iyice yana?my?ty ki 10. Bölükten ve 1. Takymdan beklemedikleri bir anda ?iddetli bir tüfek aty?y yemeye ba?lady. " Ölü sessizlik bir anda bozuluverdi. Mehmetçik, intikam alma ça?ynyn geldi?ini anlamy?, haykyran ve çyrpynan insanlarla dolu olan filikalara, arkada?larynyn acysyny çykartyrcasyna veryansyn ediyordu. Yakyn mesafeden açylan bu ate? adeta makineli tüfek etkisi yaratmy?ty. Aslynda ellerinde sadece piyade tüfeklerinden ba?ka bir silahlary da yoktu. Son dakikaya kadar ate? disipline uyarak, çykarma birli?inin tam zamanda avlamy?lardy. Yrlanda Taburunun hücum dalgasy üzerine bir afet gibi çöken Türk ate?i, bütün düzenlerini bir anda altüst ederek onlary bozguna u?ratmy?ty. Bazy filikalardaki, bütün subay ve erler ölmü? ya da yaralanmy?ty. Yd****iz ve yönetimsiz kalan filikalar akyntyya kapylyp sürüklenmeye ba?lamy?lardy. Can havliyle kendilerini suya atmaya çaly?an dü?man askerleri ya bo?uluyorlar ya da vuruluyorlardy. Kyyyya ayak basmayy ba?aran küçük bir grubun hali daha peri?an görünüyordu. Sa?a sola sy?ynmak için kaçy?yrlarken, yedikleri ate?le kumsala dü?üp kalyyorlardy. Yahya Çavu? bir avuç kalmy? arkada?y ile bulundu?u yerden bir direni?le dü?many biçmeye devam ediyordu. 10. Bölük çekti?i acyyy bu taburdan çykarmy?, koy bir anda cesetlerle dolmu?tu. Durgun mavi sular, pembemsi bir renk almy? bir saat içinde bir dü?man taburu imha edilmi?ti. 10. Bölük bire yirmibe? üstünlükteki dü?many ilk raundda yenmi?ti. Yngilizler ?a?kyn ve anlamsyz baky?larla birbirlerini süzüyorlardy.
tahta At Oyunu saat 09.30a kadar bir kaç kez tekrarlayarak bir taburluk Yngiliz birli?ini de sahile sürmelerine ra?men, 10.bölü?ün ve bir mangalyk kuvveti kalmy? olan Yahya Çavu?un keskin ni?ancy ekiplerince durdurularak yok edilmi?lerdi. HER YER CESETLERLE DOLUYDU Gemiden sarkan ranpalar, merdivenler, dubalaryn üstü, lumbara?yzlary cesetlerle doluydu. River Ciyde Harekaty iflas etmi?ti. Birkaç saatlik harekat sonunda Yngiliz ve Yrlanda hassa taburlarynyn subaylaryndan pek ço?u ölmü?, her iki taburda yüzde yetmi? zayiat vererk sava? dy?y kalmy?lardy. Kyyyya ancak 200 e yakyn bir dü?man askeri can kaygysy ile sy?ynmayy ba?arabilmi?ti. Yngilizlerin ?a?kynly?y henüz geçmemi?ti. Zira 25 Nisan Günü Ertu?rul Koyu ndaki Türk savunmasy üzerinde yalnyz donanma 4650 atymlyk mermi kullanmy?ty ki, bu akla durgunluk verecek bir rakamdy. 18 Mart Günü Türk müstahkem mevkii topçusunun Yngiliz ve Fransyz filolaryna kar?y kullandy?y mermi sayysynyn iki katyydy bu. Yngilliz Harp Tarihi Ertu?rul Koyuna yapylan ilk çykarma syrasyndaki bu olayy ?öyle anlatyr: ...Türk Savunmasy son dakikaya kadar sanki terk edilmi? hissini veriyordu. Fakat River Ciyde gemisinin karaya oturmasy ile Yrlanda Taburunu ta?yyan nakliyelerin kyyyya birkaç metre yakla?ty?y syrada birden bire sanki bir cehennem bo?andy. Bu ate? kasyrgasy kyyylara sokulmu? olan nakliyelerin üzerinden limanyn durgun sularyna birlerce kamçy ile dövüyormu? gibiydi. Ylk dakikalardan itibaren sanki kyran girmi?cesine zayiata u?ratyldy. Hafif hafif kyyylary yalayan dalgacyklar kana boyanmy?ty. ...Karaya çykmak için yapylan herhangi bir harekete kar?y ate?ler derhal o noktada toplanyyordu. Türklerin ate? disiplinleri cidden hayrete ?ayandy. ...
Ertu?rul Koyuna yapylan çyky? hareketi i?te bu ?ekilde ve saat 09.00 dan biraz sonra kesin olarak durduruldu. Lutufkâr kum settinin arkasyna sy?ynarak hayatta kalabilenlerin kypyrdanacak halde de?illerdi. River Ciyde kömür gemisindeki di?er bir ki?i de Teke Koyundan yapylacak ba?aryly bir hareketin Türk Savunmasyny ku?atmak ihtimalini veyahut havanyn kararmasyna kadar gemide mahpus kalmy?lardy. ...25 Nisanda Güneydeki Türkler bir zafer kazanacak sayyda de?illerdi. Fakat komutanlarynyn azmi onlara çok önemli yararlar sa?lady. Seddülbahir deki küçücük Türk Garnizonu deniz topçusunun deh?et veren a?yr etkisini ilk kez tatmy? olmasyna kar?yn 25 Nisan sabahyndan ak?amyna kadar yerlerini inatla saryldylar ve savunmada anlatylmasy imkansyz i?ler gördüler. .
YAHYA ÇAVU? YÇYN
Bir kahraman takym ve Yahya Çavu?tular,
Tam 3. Alayla burada ,gönülden vuru?tular,
Dü?man tümen sanyrdy, bu ?ahlanmy? erleri,
Allah y arzu ettiler,ak?ama kavu?tular,
Namyk MEMYK
Seddülbahir Köyünün kar?ysynda Ertu?rul Koyuna hakim tepecik üzerinde yer almaktadyr. Anyt 25 Nisan 1915 günü çykarma yapan Yngiliz kuvvetlerine kahramanca kar?y koyan ve büyük kayyplar verdiren Yahya Çavu? ile Takymy adyna 1962 de yaptyrylmy?tyr. Anytyn ön yüzünde günün öyküsünü sade bir dille anlatan bir 14 Nisan 1934 rubai yer almaktadyr. Arka yüzünde ise ?ehit olan kahramanlarymyzyn 18 inin ismi yazylydyr. Di?er tarafta Yahya Çavu?un emrindeki 68 kahraman, 6 dü?man taburunu 10 saat kyyyda tuttular. Çanakkale yi kurtardylar. Tarihe mal oldular. Sözleri mermer plakalar üzerine i?lenmi?tir |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:45:10 |
Ömer Seyfettin (1884 - 1920) --------------------------------------------------------------------------- -----
Ömer Seyfettin 28.2.1884 tarihinde Gönen`de do?du. Ö?renimine Gönen`de bir mahalle mektebinde ba?layan Seyfettin, babasy Ömer ?evki Bey`in görevinin nakli dolayysyyla Gönen`den ayryldyi Ynebolu ve Ayancyk`tan sonra Ystanbul`a geldi. Mekteb-i Osma-nî`ye, ardyndan 1893 ders yyly basynda Askerî Baytar Rü?tiyesi`ne kaydedildi. Okulu 1896`da bitirip, Edirne Askerî Ydadîsi`ne devam etti. 1900`de Ydadî`yi bitirerek Ystanbul`a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i ?ahane`ye ba?lady. 1903 yylynda Makedonya`nyn kary?masy üzerine "Synyf-y müstacele" denilen bir hakla imtihansyz mezun oldu. Piyade Aste?meni rütbesiyle, merkezi Selanik`te bulunan Üçüncü Ordu`nun Yzmir Redif Tümeni`ne ba?ly Ku?adasy Redif Taburu`na tayin edildi ve 1906`da Yzmir Jandarma Okulu`na ö?retmen olarak atandy. Ömer Seyfettin Böylece Yzmir`deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tany?acakty. Seyfettin, Ocak 1909`da Selanik Üçüncü Ordu`da görevlendirildi. Bu syrada Balkanlar`da batyly devletlerin de te?vikiyle Osmanly aleyhinde milliyetçilik hareketleri ba?lar. Bunlaryn sonucu olarak ortaya çykan karga?a üzerine bu bölgenin farkly yerlerinde görevler yapty. Selanik`te çykmakta olan Hüsn ü ?i`r dergisinin ismi Akil Koyuncu`nun istek ve ysrary üzerine Genç Kalemlere çevrildikten bir süre sonra 11 Nisan 1911`de Ömer Seyfettin`in "Yeni Lisan" isimli ilk ba?yazysyny imzasyz olarak yayymlady.Ziya Gökalp`la birlikte Yeni Hayat kadrosunu olu?turdular ve Genç Kalemler dergisi sayesinde bu hareket bir gençlik ve edebiyat faaliyeti halini aldy. Bahar ve Kelebekler", "Pamuk ipli?i", "Yrtica Haberi", "Bomba", "Primo Türk Çocu?u", "Ant" ve "A?k Dalgasy" adly hikayeler de Genç Kalemlerde yayymlandy. Genç Kalemler yazy heyetini olu?turanlar Balkan Sava?y`nyn ba?lamasy üzerine da?yldylar. Ömer Seyfettin yeniden orduya ça?ryldy ve esir dü?tü. Nafliyon`da geçen esaret hayaty syrasynda sürekli okudu. "Piç", "Mehdi", "Hürriyet Bayraklary" gibi hikayelerini bu yyllarda yazdy. Bu hikayeler Türk Yurdunda yayymlandy. Ömer Seyfettin 1913`te esaret hayaty bilince Ystanbul`a döndü. Bir süre sonra da Türk Sözü dergisinin ba?yazarly?yna getirilen Seyfettin burada Türkçü dü?üncenin sözcülü?ünü yapan yazylar yazdy. 1914 yylynda Kabata? Sultanisi`nde ö?retmenlik görevine ba?lady ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü. 1915`te yalnyzlyktan kurtulmak ve hayatyna çeki düzen vermek maksadyyla Yttihat ve Terakki Fyrkasy ileri gelenlerinden Doktor Be?im Ethem Bey`in kyzy Calibe Hanym`la evlendi, Güner isimli bir kyz çocu?u oldu ancak evlili?i bozuldu.Yazar tekrar yalnyzly?yna döndü. "Münferit Yaly" dedi?i Kalamy? koyundaki bir yalyda syk syk u?rayan edebiyatçy dostlary ve özellikle Ali Canip ve onun annesiyle yapty?y sohbetlerle yalnyzly?yny gidermeye çaly?ty. 1917`den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920`ye kadar geçen zaman birçok acy ve sykyntyya ra?men verimli bir hikayecilik dönemi oldu. Yeni Mecmua, ?air, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadyny gibi dergilerle Vakit, Zaman ve Yfham gibi gazetelerde hikaye ve makaleleri yayymlandy. Fakat di?er bir taraftan hastaly?ynyn artan belirtileri ile rahatsyzdy.Yazaryn hastaly?y 25 ?ubat 1920`de artty, 4 Mart`ta hastahaneye kaldyryldy ve Mart 1920`de hayata gözlerini yumdu. |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:45:28 |
Ahmet Yesevi --------------------------------------------------------------------------- -----
Türk Milliyetininin, hamurkâry olan Ahmet Yesevi, Türkiye dy?yndaki Türk Dünyasy'nda çok iyi tanynyr ve bilinir. Bununla birlikte ülkemizde de Hazret Sultan'y bilen ve tanyyan az de?ildir. Büyük ?airimiz Yahya Kemal Beyatly; "?u Ahmet Yesevi kim? Bir ara?tyryn göreceksiniz. Bizim milliyetimizi asyl O'nda bulacaksynyz?" diyor... Türk milliyetinin temelinde bir insanyn bulunmasy ne demektir? Ne yapmy?tyr ki bu insan, böyle bir vasfa hak kazanmy?tyr? Ahmet Yesevi, ilk Türk-Yslâm mutasavvyfydyr. Türk aydynlarynyn Arapça ve Farsça yazdy?y bir dönemde ilk defa Türkçe dini-tasavvufi ?iirler söyleyen insandyr. Ahmet Yesevi'nin ö?rencileri ve takipçileri, O'nun "Hikmet" denilen ?iirlerini yüzlerce yyldan beri tekrarlayarak Türk dilinin ?iir dili olarak geli?mesini sa?lamy?lardyr. Ahmet Yesevi, ilk Türk-Yslam mutasavvyfy olarak, Türklere Yslamy ve tasavvufu anlatmak için "Farsça'yy çok iyi bilmesine ra?men" hikmetlerini Türkçe yazdy, söyledi. Hikmetler, Türk Dünyasynyn her yerine yayyldy. Türkçe canlandy... Yesevi'nin yolundan gidenler, Türkçe söylediler. Bu manada Ahmet Yesevi olmasaydy ve güzel Türkçemiz bu kadar yaygyn bir ?ekilde varly?yny sürdüremeyecekti. Yunus Emre bir Ahmet Yesevi ö?rencisi ve Yesevi izleyicisidir. Yolun en büyük ?airidir. ?iirlerinin ilham kayna?y Ahmet Yesevi'dir ve hatta bazy ?iirleri Yesevi Hikmetlerinin tekrarlanmy? ?eklidir.
Sözgelimi Ahmet Yesevi, Divan-y Hikmetinde; "I?kyng kyldy ?eyda mini Cümle alem bildi mini Kaygum sinsin tüni küni Minge sinok kirek sin..." Yunus Emre Divanynda; "A?kyn aldy benden beni Bana seni gerek seni Ben yanaryn tünü günü Bana seni gerek seni..." Yki ?iirin tamamym kar?yla?tyrdy?ymyz zaman temanyn ve bazy mysralaryn birbirinin aynysy oldu?unu görürüz.
Ahmet Yesevi ve dervi?leri, henüz büyük kysmy Müslüman olmamy?, olanlary da yeteri kadar dini bilmeyen Türklere Yslamiyeti anlatmak gayreti içinde, Türkçe söylemi?ler ve Türkçe'nin devamyna ve geli?mesine en büyük hizmeti yapmy?lardyr. Gayretlerinin asyl maksady elbette Yslam'y yaymakty. Bunda da büyük ba?ary kazanmy?lardyr.
Daha Hazret'in sa?ly?ynda, binlerce ö?renci-mürid, Ahmet Yesevi dergahyndan aldyklary inanç, bilgi ve bilinci Horasan'a, De?ti Kypçak diye adlandyrylan Kuzey Türklük bölgelerine, Diyar-y Rum (Roma Diyary) diye adlandyrylan Anadolu'ya ve Avrupa Türklü?üne ula?tyrmy?lardyr.
Anadolu'da ve Rumeli'de Türk varly?ynyn kökle?mesinde en büyük hisse yine Yesevi dervi?lerinindir. Osmanly Devleti'nin manevi kuruculary olan ?eyh Edebaliler, Hacy Bekta? Veliler, Geyikli Babalar, Ahmet Yesevi'nin takipçileriydi. Prof. Dr. Ömer Lütfi Barkan'yn "Kolonizatör Türk Dervi?leri" adly de?erli eseri, bu konuda ayryntyly bilgilerle doludur. Ahmet Yesevi'nin Anadolu'ya gönderdi?i Hacy Bekta? Veli, Osmanly ordusunun belkemi?i olan Yeniçerili?in manevi ö?retmeni (piri) idi. Yine, Ahmet Yesevi'nin Hacy Bekta?'a yardymcy olarak gönderdi?i Sary Saltuk, Balkanlarda Müslümanly?y kökle?tiren ki?idir. Bursa'nyn fethini hazyrlayan Geyikli Baba, bir ba?ka Yesevi dervi?idir.
Yesevi dervi?leri, Anadolu'nun Türkle?mesi yyllarynda, 12'inci, 13'üncü ve 14'üncü yüzyyllarda, gerekti?i zaman sava?çy dervi?ler olmu?lar "Alperen" adyny almy?lar, sava?my?lar ve sava?yn ruhu olmu?lardyr. Gerekti?i zaman ticarete ahlak ve disiplin getiren ahlak sava?çylary olmu?lar "Ahi" adyny almy?lardyr. Kadynlaryn aydynlanmasy yolunda u?ra?my?lar "Bacyyan" olmu?lardyr. Bo? arazileri canlandyrmak ve ye?ertmek i?ini üstlenmi?ler, yollaryn güvenli?ini sa?lamy?lardyr. Gönüllerde inanç, zihinlere bilgi y?y?yny saçan aydynlatycylar olmu?lardyr. Osmanly'nyn temeli Gaziler, Ahiler, Bacylar ve Abdal'lardyr. Bunun için de insanlyk tarihinin en büyük ba?arysy ortaya konulmu?, dünya yüzünde asyrlar süren "Osmanly sulhü" gerçekle?mi?tir. Osmanlynyn gerilemesinin bir sebebi de bu ruhtan uzakla?mak olmu?tur. Yani, iman-ahlak ve bilim çizgisinden, yani Yesevi anlayy?yndan uzakla?mak...
Ahmet Yesevi, binlerce yyllyk Türk Töresi'nin verdi?i do?ru ölçülerle de donanmy? bir ki?i olarak; Yslamy do?ru anlamy? ve dosdo?ru anlatmy?tyr. Milliyetin temeli "dil" ve "din" ise, biz dilimizin edebi hayatiyetini ve Müslüman olu?umuzu ve hatta Müslümanlyk anlayy?ymyzy geni? ölçüde Ahmet Yesevi'ye borçluyuz. Ahmet Yesevi anlayy?ynda kadyn ve erkek i?te, üretimde birlikte oldu?u gibi, mescitte, mecliste ve dergahta da birlikte olmu?lardyr. Kadyn, hayatyn dy?yna itilmemi?tir. Ahmet Yesevi anlayy?ynda dinin on temelinden biri de bilimdir. Ahmet Yesevi'nin anlayy?ynda Yslam'a içtenlike sarylmak, onu ya?atmak; ancak ba?ka din mensuplaryna ve bütün insanlara da ?efkat ve ho?görüyle bakmak vardyr; "Sünnet imi?, kafir olsa da insany incitme Gönlü katy, kalp incitenden Allah ?ikayetçidir..." Ynsana bu baky? açysy, bizim tarihimizdeki hakim anlayy?tyr. Ve elbette ki Yslam'y do?ru anlayanlaryn anlayy?ydyr.
Be? yüz yyl önce Avrupa'da, dinlerinden ötürü i?kenceye ve yok edilme tehdidine maruz byrakylan ispanya Musevilerini gemiler göndererek Ystanbul'a getiren Osmanly Hükümdary II. Beyazyt, bu anlayy?yn takipçisi ve uygulayycysyydy. Ve II. Bayezit bir Yesevi dervi?iydi. Bu anlayy?a bugün de bütün insanly?yn ihtiyacy vardyr.
Ahmet Yesevi'nin ya?amy? oldu?u Türkistan ?ehri, Ulu? Türkistan'yn kalbidir. Türkistan ?ehri ayny zamanda, O?uz Han'yn da ba??ehridir. Hepsinden önemlisi, ilk ady "Yesi" olan Türkistan ?ehri, Dünya Türklü?ü'nün ortak manevi atasy olan Ahmet Yesevi'nin ?ehridir. Bu ?ehir, önce kendi adyny O'na vermi?, daha sonra da Ahmet Yesevi'nin unvanyny ad olarak almy?tyr. Yslam Dünyasynda, Ahmet Yesevi için "Türkistan'yn Piri" ve "Türkistan'yn Hazreti" denilirdi. "Türkistan'yn Hazreti'nin ?ehri" ifadesi zamanla kysalarak "Türkistan" olmu?tur. Türkistan'da Ahmet Yesevi'nin türbesi ve Yesevi Dergâhy vardyr. Ahmet Yesevi'nin türbesi bugün de Türk Dünyasynyn her yerinden gelen ziyaretçilerle dolup ta?maktadyr. Türkistan, Mekke ve Medine'den sona Müslüman Türklerin ikinci kutlu yeridir.
Ahmet Yesevi Uluslararasy Türk-Kazak Üniversitesi de kutlu Türkistan ?ehrindedir. Türkiye ve Kazakistan Cumhuriyetleri hükümetlerinin ortakla?a kurduklary bu üniversite, bütün Türk Dünyasy'na hizmet vermek için kurulmu?tur ve ?u anda üniversitede, binlerce ö?renci ö?renim görmektedir.
Ahmet Yesevi, bizim ruh hamurkârymyzdyr. Milliyetimizin temel insanydyr. Bugün, Türk Dünyasy birbirine yeniden kavu?urken, bulu?ma ve birle?me noktasy, Ahmet Yesevi'nin ady, fikirleri ve hizmetleri olacaktyr... |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:45:50 |
Hacy Bekta? Veli --------------------------------------------------------------------------- -----
Asyl ady MEHMETtir.Bekta? mahlasydyr.Horasanyn Ni?abur ?ehrinde do?mu?tur.Anasy ve Babasy Türk soyundandyr.Annesi ?eyh Ahmetin kyzy Hatem Hatun ,babasy seyyid Sultan Ybrahim Sanidir. Do?um ve ölüm tarihleri ihtilaflydyr.Bazy kaynaklar do?um ve ölüm tarihi olarak (1248-1337)miladi tarihlerini gösterirken ,bazylary da (1209-1271)tarihlerini kaydetmektedirler.Bunlardan birincileri,Hacy Bekta? Velinin Anadoluya geli? yyly olarak 1270-1280 yyllaryny göstermektedirler.Biz de bu görü?ü payla?anlardanyz. Hacy Bekta?y babasy Ybrahim Sani ,o zaman Ni?aburun en me?hur alimi ve Ahmet Yesevi dervi?lerinden olan Lokman-y Perendeye-Lokman-y Horasani de denir-götürerek okutmasyny rica etmi?tir. Lokman Perende zahir ve batyn ilimlerini Hacy Bekta?a ö?retti.Üstün zeka ve kabiliyeti sebebiyle kysa zamanda çok ?ey ö?renen Hacy Bekta?,hocasynyn da izni ile masivayy terk ile uzlete ve riyazata meyletmi?tir. Lokman Perende den zamanynyn bütün zahir ve batyn ilimleri ile Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin yolunu ve tarikatyny ö?rendikten ve riyazat ve uzlet ile de belli ba?ly mesafaleri katettikten sonra,Ni?abur ?ehri ilim ?ehri ilim muhiti kendisine dar gelmeye ba?lamy?tyr.o devrin yaygyn olan kanaatyna göre ,ilmin yarysy seyahatta idi.bu kurala uyarak,?eyhinin de müsaadesiyle Bedah?an ?ehrine gitti. -Erdi?im syrdan ve bildi?im ilimlerden ba?ka neler var?diye merak ediyordu.Bedah?andaki alimlerle görü?tü,tekrar Ni?abur a döndü?ünde: -Anadoluya geçmesi muvafyk görüldü,denildi.Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin maneviyat aleminde : -Sulucakarahöyük bugünkü Nev?ehir ili hacy Bekta? ilçesidir.
LAKAPLARI:
Hacy Bekta? Veli,di?er din ve devlet büyükleri gibi çe?itli syfat ve lakaplarla da anylmy?tyr.Bunlaryn en belli ba?lylary:Hünkar,Hazreti Pir,Gaziler ,Serdary,Alp Erenler Serçe?mesi...dir.
HACI BEKTA? VELYNYN ÖLÜMÜ VE MEZARI
Miladi 1337 tarihinde Hacybekta? ilçesindeki,halen medfun bulundu?u yerde vefat Hünkar Hacy Bekta? Veli Hazretleri gelene?e uyularak,tekkesinin içine defnedilmi?tir.Kaynaklar ,buranyn Hazretin kendi evi oldu?undan bahsetmektedir. Hazreti pirin hayatta iken ,ayny zamanda ev olarak da kullandy?y dergah,bugün bir türbe olarak bulunmakta ve bu türbe içinde kendi soyundan gelen ve Çelebiolarak adlandyrylan ki?ilerin mezarlaryny da muhafaza etmektedir. Kültür Bakanly?yna ba?ly müzeolarak muhafaza edilen dergah tarikata ait hatyra e?ya ile ,tekkelerin açyk oldu?u devirde kullanylmakta olan bir kysym e?yalaryn da sergilendi?i bir yer olarak ziyaretçilerine kapysyny açmaktadyr.
HACI BEKTA? VELYNYN ESERLERY:
Hacy Bekta? Veli tarafyndan yazyldy?y bilinen ve günümüze kadar ula?my? iki eseri vardyr. Bunlardan birincisi,orijinali Arapça olan MALAKAT adly eseri, di?eri de ?ERH-Y BESMELE adly kitaptyr. Bunlardan Malakatondördüncü asyr türkçesiyle yapylan tercümelerin Arapça asly ile de kar?yla?tyrmaly olarak Ankara Üniversitesi Emekli Ö?retim Üyelerinden Prof. Dr.Esat CO?AN tarafyndan Doçentlik tezi olarak hazyrlanmy? ve yayymlanmy?tyr. Ykinci eseri?erhi Besmeleise,orijinal tercümesi Rü?tü ?ARDA? tarafyndan manisa il Halk Kütüphanesi el yazmalary arasynda bulunarak ne?redilmi?tir. Bunlaryn dy?ynda Hazreti Hünkaryn eserlerinden bahsedilenler var ise de bugün elimize ula?mamy?tyr. Hacy Bekta?i Velinin Kerametleri: Hünkar Hacy Bekta? Veli ile ilgili kerametleri diyanet Y?leri Ba?kanly?y Kütüphanesinde 714 numarada kayytly Dervi? Hamdi Ybni Hacy Hüseyin tarafyndan istinsah edilen Velayetname-i Hazreti Hünkar Hacy Bekta? El Horasaniadly yazma nüshadan alynmy?tyr.Dil ve uslüp özelliklerine de mümkün mertebe dokunmadyk.
Hünkar Ady Nereden Geliyor ?
?öyle rivayet olunur ki, Hacy Bekta? Veliye ?eyh Lokman ilim ö?retirken eytti: -Ya Bekta? !Abdest için dy?ardan bir ibrik su getir. Bekta? eytti: -Ey hoca !Bir nazar etseniz ,mektep içinde bir su çyksa ki,ta?radan getirmeye hacet kalmasa! ?eyh Lokman eytti: -Bizim o kadar kudretimiz yoktur,e?er sen de o kudret varsa,göster görelim. Hemen Bekta? mübarek ellerini kaldyryp arz-y hacat eyledi.?eyh lokman Amindedi.Eli yüze sürüp secdeye vardy.Hemen ol mektebin ortasyndan zülal gibi bir mahbub su çykty,kapyya do?ru revan oldu. ?eyh Lokman Bekta?tan bu velayeti görüp sevinçle: Ya hünkar!dedi.Ondan sonra isimleri Hünkar Bekta? oldu. |
| YaGMuR_PreNSi |
13.05.2007 09:46:05 |
AlY Ku?Çu --------------------------------------------------------------------------- -----
Türk-Yslam dünyasynyn büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Ku?çu, XV. yüzyyl ba?larynda Semerkantta do?du...
Türk-Yslam dünyasynyn büyük astronomi ve kelam alimi olan Ali Ku?çu, XV. yüzyyl ba?larynda Semerkantta do?du. Babasy Muhammed, ünlü Türk Sultany ve astronomu Ulu? Beyin ku?çusu oldu?u için, ailesi Ku?çu lakabyyla me?hur oldu. Küçük ya?tan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali Ku?çu, devrin en büyük alimleri olan Bursaly Kadyzâde Rumî, Gyyâseddin Cem?îd ve Muînuddîn Kâ?îden matematik ve astronomi dersi aldy.
Daha sonra bilgisini artyrmak için Kirmana gitti. Burada Hall-ü E?kâl-i Kamer (Ay Safhalarynyn Açyklanmasy) adly risale ile ?erh-i Tecrîd adly eserini yazdy.Ali Ku?çu, Semerkant ve Kirman'da e?itimini tamamladyktan sonra Ulu? Bey'e yardymcy ve rasathanesine müdür olmu?tu. 1449'da hacca gitmek istedi. Tebriz'de Akkoyunlu Hükümdary Uzun Hasan kendisine büyük saygy gösterdi ve Fatih'le bary? görü?melerinde yardymyny istedi. Ali Ku?çu, Uzun Hasan'yn sözcülü?ünü yaptyktan sonra Fatih'in davetiyle Ystanbul'a geldi. XV. yüzyylyn ilk yarysynda, Semerkant, dünyanyn en önemli bilim merkeziydi. Ulu? Bey Rasathanesi, gök bilgisi ara?tyrmalary için en do?ru sonuçlary alyyordu. Rasathanenin genç müdürü Ali Ku?çu, gece gündüz demeden çaly?yyor, bilimsel gerçeklere yenilerini katmak için u?ra?yp didiniyordu.
Gökyüzü bilgisi (astronomi), hem de?i?mez kurallaryn, kanunlaryn tespit edilmesine yaryyor, hem de gözlemlerle kontrol edilebiliyordu. Otuz yyla yakyn bu i?te çaly?an Ali Ku?çu, bir gün ansyzyn her ?eyi yüzüstü byrakarak hacca gitmeye karar vermi?ti. Buna da sebep, en olmayacak bir zamanda, sevgili hükümdary Ulu? Bey'in 1449 yylynda öldürülmesiydi. Gürgân tahtynyn bu bilgin ve kudretli hûkümdary, kendi öz o?lu Abdüllâtif'in ihânetine u?ramy?ty.
Ulu? Bey, Ali Ku?çu için bamba?ka bir mânâ ta?yyordu. Her ?eyden önce hocasyydy. Ondan matematik ve astronomi dersleri almy?, eserlerini uzun uzun incelemi?, sohbetlerinde bulunmu?, hâttâ Do?ancyba?ysy oldu?u için, adynyn ucundaki Ku?çu lâkaby bile böylece yadigâr kalmy?ty.Ulu? Bey, kendi kurdu?u rasathaneye de müdür olarak Ali Ku?çu'yu lâyyk görmü?, henüz tecrübesiz bir ça?dayken bu dev rasathanenin ba?yndaki çaly?malarda, ona bizzat yardymcy olmu?tu. Y?te Ulu? Bey'in bir ihanete kurban giderek öldürülmesi Ali Ku?çu'yu can evinden vuran bir olaydy.
Ali Ku?çu bu olayla çok kyryldy. Çoluk çocu?unu toparlayyp Tebriz'e geldi. Uzun Hasan kendisine o kadar saygy gösterdi ki, Konstantiniye Fâtih'i, bir devri kapayyp yenisini açan genç cihangirle ihtilâfynda aracylyk etmesini istedi. Genç Fâtih'in de bilgin oldu?unu, bilginlere büyük saygy gösterdi?ini biliyordu. Ystanbul'da olup bitenler, ku? kanadyyla Tebriz'e ula?yyordu. ?iîlerin casuslary ve habercileri yalnyz padi?ahyn sava? niyetlerine ve hazyrlyklaryna dair haberler ula?tyrmakla kalmyyorlardy.
Bunun üzerine Ali Ku?çu, kendisine bunca itibar eden Uzun Hasan'yn dile?ini kyrmayarak yol hazyrlyklaryny tamamlady. Semerkant'ta Kyzyl Elma olarak bilinen eski Bizantium'a ula?ty. Haberciler; onun gelece?ini daha önceden saraya uçurmu?lardy. Huzura kabul edildi?i zaman Osmanly hükümdaryndan beklemedi?i kadar iltifat gördü. Çünkü, kendisinden önce, eserleri Ystanbul'ca biliniyordu. Ulu? Bey Rasathanesi'ndeki çaly?malaryndan, Semerkant'a aylarca uzak bulunan Ystanbul'daki hükümdaryn haberi vardy.
Osmanly tahtynda oturan II. Mehmet (Fatih), gayet dikkatli, bilgili, uyanyk bir padi?ahty. Âdet olan merasimle Uzun Hasan'yn elçisini kabul etmi?, dileklerini dinlemi?, ama hemen geri dönmesine izin vermemi?ti. Ondan, gelip artyk batyya kaymy? olan ilim merkezlerini aydynlatmasyny, bilgisiyle Ystanbul medreselerinde ilim heveslisi gençleri yeti?tirmesini rica etti.
Bu teklif, Ali Ku?çu için beklenmedik bir iltifatty. Cefâly oldu?u kadar ?efkatli oldu?unu da bildi?i Fatih'in iste?i, onun için emir demekti. Ama, ahlâky dürüst bir ilim adamy oldu?unu ?u sözlerle ispat etti: Hünkârym izin verirlerse önce Tebriz'e döneyim. Çünkü burada bulunu?umun gerçek sebebi, Akkoyunlu Hükümdary'nyn elçisi olmaktyr. Elçiye zeval yoktur. Gerektir ki, hünkârymyn lütûfkâr davetini kabul etmeden önce vazifemi iyi bir sonuca ula?tyrdy?ymy, beni gönderen, bana güvenmi? olan insana bildireyim...
Ali Ku?çu'nun bu mazereti, Fatih'e son derece akla yakyn göründü. Padi?ah; iki ?eye birden sevinmi?ti: Ku?çu, davetini kabul etmi?ti, gelip buradaki ilim ö?rencilerini yeti?tirecekti. Ykincisi ise, son derece mert ve ahlâkly bir insandy. Her haliyle, medreselerde yeti?tirece?i gençlere örnek olacakty. Bu sebeple, bir müddet daha misafir ettikten sonra kendisine izin verdi.
De?erli matematik ve astronomi bilgini Ali Ku?çu, sözünü tuttu. Yki yyl sonra, ailesini de alarak Tebriz'den hareket etti. Osmanly Ymparatorlu?unun synyrlaryndan kar?ylanarak ihti?am içinde Ystanbul'a getirildi. Ölümüne kadar da gençleri yeti?tirmekle u?ra?ty. Ku?çunun ders vermeye ba?lamasyyla, Ystanbul medreselerinde astronomi ve matematik alanynda büyük geli?me oldu.
Ali Ku?çunun Ystanbula geli?i önemlidir; çünkü o zamana kadar Ystanbulda astronomi ile u?ra?an güçlü bir bilgin yoktu. Ali Ku?çu, Osmanlylar arasynda astronomi bilimini yaydy.
Ali Ku?çu 1474te Ystanbulda vefat etti. |
Copyright © 2007 Web Wiz Turk
Tasarim YaGMuR PreNSi
Programlama Rakkoc88
|